Bir Varmış Bir Yokmuş: Güncellenmiş TÜSAF Düzeni
Yıl 2025… 2026’ya sadece bir ay olmuşken ; adı büyük, ancak özgül ağırlığı negatif değerlere ulaşmış bir yapıdan, TÜSAF’tan bahsetmek gerekiyor. Bugün TÜSAF’ın resmi sayfasında bulamayacağınız o kısa ama önemli tarihe birlikte göz atalım.
Kuruluş ve İlk Adımlar
2004 yılında Tüm Sigorta Acenteleri Federasyonu adıyla kurulan bu yapı, on kurucu il derneğinin birleşmesiyle hayat buldu. Adana, Ankara, Bursa, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Manisa, Trabzon ve Şanlıurfa dernekleri bu yolculuğun mimarlarıydı.
Federasyonun isminin başına “Türkiye” ibaresinin eklenmesi süreci ise başlı başına bir olaydır. Erzurumlu meslektaşımız Sayın Engin Akın, o dönem yönetimdeki etkinliği ve devlet kurumlarıyla kurduğu müstesna ilişkiler sayesinde bu unvanı almayı başarmıştır. Ancak bugüne baktığımızda, “Türkiye” ismini kazandırdığı için adeta cezalandırıldığını görüyoruz.
Sayın Akın, dürüstlüğü ve etik duruşuyla da örnek bir isimdir. AcnTURK Sigorta’nın kuruluş aşamasında kendisine teklif edilen bedelsiz hisseleri anında iade etmiş bir meslektaşımızdır. Kendisine “Onursal Başkan” unvanı verilmesi gerekirken sergilenen bu tutum düşündürücüdür; zira federasyonun ismindeki “Türkiye” ibaresi sadece bir kelime değil, bir şeref ve onur nişanesidir.
Temsiliyet mi, Tiyatro mu?
Bugün Türkiye Sigorta Acenteleri Federasyonu, taşıdığı unvanın ağırlığını hissettirmekten ziyade, o ağırlığı taşıyamamasıyla gündemde. Özellikle Sayın Adnan Çelik başkanlığı döneminde, federasyonun sektördeki varlığı kâğıt üzerinde kalmıştır.
Soru 1: Sayın Çelik ve Sayın Özerdem; son iki yılda dört sigorta şirketinin faaliyetleri durduruldu. Gri Sigorta vakasında poliçe sayısı 110 bin iken ortalığı ayağa kaldırdınız. Peki, poliçe sayısı 660 bine ulaşan ACNTÜRK Sigorta konusunda neden sessizsiniz? Bu şirket TÜSAF’ın arka bahçesinde değil, doğrudan yönetim kurulu toplantılarınızda filizlendi. Binlerce acente ve sigortalı mağdurken bu “üç maymunu” oynama isteği neden? Bu, tam anlamıyla bir tiyatrodur.
Soru 2: “Sektörün çoğunluğunu temsil ediyoruz” diyorsunuz. Rakamlara bakalım:
• 81 ilimizin sadece 38’inde üye derneğiniz var. Temsil oranınız %47.
• Türkiye’de (şubeler hariç) yaklaşık 20.100 acente var. Sadece İstanbul’da 5.500 acente bulunurken, TÜSAF’ın İstanbul dernek üye sayısı 500 civarında. Yani İstanbul’un sadece %10’unu temsil ediyorsunuz.
• Geriye kalan %90 nerede? Bu rakamlarla “çoğunluğu temsil ediyoruz” demek, komik olmaktan öteye gitmiyor.
Siyaset Değil, Meslek Birliği Şart
TÜSAF içerisinde “sen, ben, bizim oğlan” devri artık kapanmalıdır. Seçim hesapları, yıllardır değişmeyen kadrolar, otel odalarında yapılan gölge pazarlıklar ve “kıdemli siyasetçilik” oyunları mesleğimize zarar veriyor. Bir meslek birliğinde siyaset yapmak değil, çözüm üretmek esastır.
Soru 3: İtibarınız ve Katma Değeriniz Nedir? Acente mesleği için hangi platformlara davet edildiniz? Hangi raporu hazırlayıp, hangi somut çözüm önerisini sundunuz? Eğer bir raporunuz varsa yayınlayın, okuyalım. Etkiniz sıfırken, başkalarının yaptığı işleri haber yaparak varlık göstermeye çalışmak ne kadar etik?
Soru 4: Kişisel Egolar ve Eksik Temsiliyet Ege Sigorta Acenteleri Derneği’nin 35. kuruluş yıl dönümünde; TSB, SAİK, SEİK, SBM ve SEDDK gibi sektörün tüm paydaşları oradayken TÜSAF neden yoktu? Davet edilmenize ve kürsü hakkı verilmesine rağmen katılmama sebebiniz şahsi egolar mıdır? Yoksa “Bekir Abinizden” icazet mi alamadınız? Şunu bilin ki; yokluğunuz orada hiç hissedilmedi.
Mali Yapı ve Denetim Soruları
İftar sofrasını bile sponsorlara kurduran, her toplantı için sektör paydaşlarına avuç açan bir yapı, “Türkiye” unvanının itibarını koruyamaz. Kendi mali sorunlarını çözemeyenler, acentenin sorunlarını hiç çözemez.
Soru 5: Üye derneklerden alınan aidatların kriteri nedir? İldeki acente sayısı mı, yoksa başka dengeler mi gözetiliyor?
Soru 6: Antalya ANSAD tarafından düzenlenen fuarların bütçesi güncel rakamlarla 3 adet Fuar 45 milyon TL civarındadır. TÜSAF, denetim yetkisini kullanarak bu organizasyonları denetlemiş midir?
Geçmişte “Bağımsız Meslek Odaları Birliği kurulmalı” diyenler, bugün koltuklarını korumak için buna karşı çıkıyorlar. Acentelerin kaderini 25 dakikalık Zoom toplantılarına sığdıramazsınız. Bu konu, geniş katılımlı bir şura gerektirir.
Son olarak; Sayın Adnan Çelik, sosyal medyadaki malum “Sigortacı” sitesinin acente itibarını zedeleyen yayınlarına neden göz yumuyorsunuz? Sırf sayfa popülaritesi için mesleğin onurunun çiğnenmesine nasıl razı geliyorsunuz?
Yazı uzun oldu ancak mesele derin. TÜSAF dosyasını incelemeye devam edeceğiz
Not : Uygun bir platformda taraflarıyla konuyu karşılıklı konuşabiliriz.
Yorum Alanı